Suşi vs. Kebap

Suşici-kebapçı rekabeti karakolda bitti
 
Beyoğlu Şamata Sokaktaki “Suşi” restorantı, karşısına açılan kebapçı yüzünden kapanma noktasına geldi. Bir yıldır iyi bir müşteri kitlesi yakalayan SuşiMuşi isimli restorantın tam karşısına iki ay önce “Adanaişi” isimli bir kebapçının açılması işleri bozdu. Özellikle kebapçının bazı adamlarının yakın markaj uygulayıp Suşi yemeye gelen müşterileri akıllarını ve de midelerini çelerek kendi dükkanlarına yönlendirmeleri sıkıntıyı daha da artırdı. Bardağı taşıran son damla ise suşicide tam doyamayan bazı müşterilerin restorandan çıkar çıkmaz soluğu karşıda alarak dürüm yaptırmaları oldu.
 
“Adanalıyık, tehdite pabuç bırakmazık!”
 
Müşterilerinin bir kısmını karşıdan gelen Adana-Urfa kebapların büyülü kokusuna kaptıran Çinli patroniçe Sui-Zan, kebapçı patronu Hüsnü Can’ı ziyaret ederek başka bir sokağa taşınmasını istedi. Ancak Adanalı Can’dan “Adanalıyık, Allahın adamıyık, ancak tehdite pabuç bırakmazık” şeklindeki “red” cevabını alan Sui-Zan “madem bu işi iyilikle halledemedik. Öyleyse sıra bizim meşhur Çin işkencesinde” diyerek Hüsnü Can’ı kendi ocakbaşında tehdit etti. Tehditleri kaale almayan Adanalı usta kebapçı, beş kişilik Çinli karateci ekibinin dükkanını basıp tüm bardak, tabak ve çanakları üstelik başustası Kazım’ın kafasını kırmasıyla durumun ciddiyetini anladı. Ancak bir saat içinde hemşehrilerini toparlayan Hüsnü Can, taşlı-sopalı-döner bıçaklı karşı saldırıyla beraberliği sağladı.
 
Beyoğlu Emniyet Amirliği ekiplerinin karakola getirdiği rakipler geceyarısı burada da ağız dalaşı yaptılar. Çinli patroniçe “bunun adı suşi. Çin işi, Japon işi. Ancak devreye girince Adanalı kişi, kalıverdik devre dışı. Böyle giderse çıkaramayacağız kışı. Şikayetçiyim amir kişi ” dedi. Çinli patroniçeyi saldırıları başlatmakla suçlayan Hüsnü Can ise “Sui Zan hep bize suizanla yaklaştı. Bir kere bile hüsnü zanda bulunmadı. Oysa kabahat bizde değil, bize gönül verenlerdeydi. Üstelik bu Japonların milli yemeği olduğu için bir Çinlinin yaptığına olsa olsa ‘çakma suşi’ denirdi. Hem o da, adam olup müşterilerini kaçırmayıp elinde tutabilseydi. Sevgilisine hava atmak içi suşiciye getiren delikanlı bile, yemekten sonra onu bir şekilde evine gönderip soluğu bizde alıyor, gözünü ve karnını iyice doyuruyordu. Hatta suşicinin motorlu dört dağıtıcısı da işleri kesat gidince komple bize transfer oldular. Zaten bu şusi mi suşi mi işe yarar bir yiyecek olsaydı Galatasaraylı Baros bile zehirlenmezdi. Kısacası bu yiyecek bize uymaz, alışmadık midede de suşi durmaz” ” şeklinde konuştu.
 
Olay tatlıya bağlandı
 
Tatsız gece, Adanalı kebapçının dükkanından karakola getirttiği Adana kebap, şalgam ve künefelerin polislerle birlikte yenmesiyle tatlıya bağlandı. Çinli patroniçe bile memnuniyetini dile getirerek “sizden özür diliyorum Hüsnü bey. Gerçekten nefis bir lezzetmiş. Bundan sonra bir daha suşiyle muşiyle uğraşmayacağıma söz veriyor ve kabul ederseniz sizinle ortak olmak istiyorum. Zaten bu iğrenç çiğ balıktan nefret ediyorum” dedi ve elindeki dürümü afiyetle yedi.